Veteriner Hekim Uyarisi
Bu bilgiler veteriner muayenesinin yerini almaz. Supheli durumlarda mutlaka bir veteriner hekime danisin.
Equine Sarkoid Nedir?
Equine sarkoid, atlarda en sık görülen neoplazi (tümör) olup, tüm deri tümörlerinin yaklaşık %36-67'sini oluşturur. Fibroblastik (bağ doku kaynaklı) karakterde, lokal olarak invaziv bir deri tümörüdür. Metastaz yapmamasına rağmen (uzak organlara yayılmaz), lokal agresif davranışı, yüksek nüks (relaps) oranı ve çoklu lezyonlar oluşturma eğilimi nedeniyle klinik olarak son derece önemlidir.
Sarkoidler her yaşta, her ırkta ve her cinsiyette görülebilir; ancak genç atlar (1-7 yaş) daha sık etkilenir. Genetik yatkınlık da rol oynar; bazı MHC (major histocompatibility complex) haplotipleri ile sarkoid gelişimi arasında ilişki gösterilmiştir.
Etiyoloji: Bovine Papillomavirus (BPV)
Equine sarkoidin etiyolojisinde Bovine Papillomavirus (BPV) tip 1 ve tip 2 rol oynar. BPV DNA'sı sarkoid lezyonlarının büyük çoğunluğunda tespit edilmiştir.
BPV ve Sarkoid İlişkisi
- BPV-1 ve BPV-2 en sık tespit edilen tipleridir
- Virus DNA'sı tümör hücreleri içinde episomal (kromozoma entegre olmayan) formda bulunur
- Onkoproteinler: BPV E5 ve E7 proteinleri hücre transformasyonunda kritik rol oynar
- E5 proteini: PDGF reseptörü ile etkileşerek hücre proliferasyonunu uyarır
- E7 proteini: Retinoblastoma (Rb) tümör baskılayıcı proteinini inaktive eder
- Virüs, tam enfeksiyöz partikül üretmez; verimli enfeksiyon gerçekleştirmez
- Bu nedenle sarkoidler doğrudan atlar arasında bulaşıcı değildir
Bulaşma Teorileri
- Sinekler yoluyla mekanik transmisyon: En kabul gören teori. BPV taşıyan sineklerin (özellikle Musca ve Stomoxys türleri) deri lezyonlarına veya yara bölgelerine virus aktarması
- Doğrudan temas: Sığırlardan atlara (sığır siğilleri yoluyla)
- Fomitler: Kontamine ekipman, tımar malzemeleri
- Yara bölgeleri: Travma sonrası oluşan yaralar sarkoid gelişimi için predispozan faktördür
Genetik Yatkınlık
- Belirli MHC (ELA - Equine Leucocyte Antigen) haplotipleri sarkoid riskini artırır
- ELA-A3 haplotipinin sarkoid ile ilişkili olduğu bildirilmiştir
- Aile/soy bazlı kümelenmeler gözlemlenmiştir
- Quarter Horse, Appaloosa ve Arap atlarında bazı çalışmalarda daha sık bildirilmiştir
6 Klinik Tip
Sarkoidler klinik görünümlerine göre 6 tipe ayrılır. Aynı atta birden fazla tip aynı anda bulunabilir ve lezyonlar zamanla bir tipten diğerine dönüşebilir (özellikle travma veya uygunsuz müdahale sonrası).
1. Okkült (Gizli) Sarkoid
- Görünüm: Düz veya hafifçe kabarık, tüysüz, gri-siyah renkli alanlar
- Yüzey: Hafif keratotik, pul pul dökülme
- Büyüklük: Birkaç cm'den büyük alanlara kadar değişir
- Davranış: En yavaş ilerleyen tip; yıllarca stabil kalabilir
- Tehlike: Travma sonrası fibroblastik tipe dönüşebilir
- Karışabilecek durumlar: Mantar enfeksiyonu, alopesi areata, dermatit
2. Verrüköz (Siğilimsi) Sarkoid
- Görünüm: Siğile benzer, pürüzlü, keratotik yüzey
- Yüzey: Kuru, çatlak, gri-beyazımsı kabuk
- Sınırlar: Düzensiz, çevre dokuya yavaş infiltrasyon
- Büyüklük: Genellikle 2-6 cm çapında
- Davranış: Yavaş büyür; verrüköz ve okkült formlar genellikle "düşük riskli" kabul edilir
- Karışabilecek durumlar: Papillom (siğil), keratom
3. Nodüler Sarkoid
- Görünüm: Derinin altında iyi sınırlı, sert, yuvarlak nodüller
- Üst deri: Sağlam olabilir veya ince, gergin bir ciltden kaplanmış olabilir
- Tip A (subkutanöz): Cilt altında hareketli, deriden ayrılabilen nodül
- Tip B (dermal): Dermise sıkıca yapışık, cilt üzerinde daha belirgin kabarıklık
- Büyüklük: 1-10 cm veya daha büyük
- Davranış: Nodüler formun cilt bütünlüğü bozulursa (spontan veya travmatik) fibroblastik forma dönüşebilir
4. Fibroblastik Sarkoid
- Görünüm: Ülsere, et benzeri, granülasyon dokusuna benzeyen kitle
- Yüzey: Islak, kanayan, kolay travmatize olan, frijable doku
- Sap: Saplı (pedünküle) veya geniş tabanlı (sesil) olabilir
- Büyüklük: Hızla büyüyebilir; birkaç cm'den 20+ cm'ye kadar
- Davranış: En agresif büyüyen tip; sinekleri çeker, sekonder enfeksiyona yatkın
- Gelişim: Sıklıkla yara bölgelerinde veya diğer sarkoid tiplerinin travma sonrası dönüşümü olarak ortaya çıkar
- Karışabilecek durumlar: Aşırı granülasyon dokusu ("proud flesh"), habis tümörler
5. Malign (Agresif) Sarkoid
- Görünüm: Derin dokulara invaze olan, diffüz, sınırları belirsiz kitle
- Davranış: Subkutan dokuya, fasyaya, kas dokusuna ve hatta kemiğe infiltrasyon
- Lenfatik tutulum: Sarkoid nodülleri lenfatik kanallar boyunca yayılabilir ("kordon benzeri" lezyonlar)
- Agresif büyüme: Cerrahi sonrası en yüksek nüks oranına sahip tip
- Nadir: Diğer tiplere göre daha az sıklıkta görülür
- Prognoz: En kötü prognozlu sarkoid tipi
6. Mikst Sarkoid
- Görünüm: Yukarıdaki tiplerden iki veya daha fazlasının aynı lezyonda bir arada bulunması
- En sık kombinasyonlar: Okkült + verrüköz, verrüköz + fibroblastik, nodüler + fibroblastik
- Davranış: İçerdiği en agresif tipine göre değerlendirilir
- Klinik önemi: Tedavi planlaması, lezyonun en agresif bileşenine göre yapılmalıdır
Predileksiyon Bölgeleri
Sarkoidler vücudun her bölgesinde oluşabilir ancak bazı bölgelerde daha sık görülür:
| Bölge | Sıklık | Klinik Zorluk |
|---|---|---|
| Periorbital (göz çevresi) | Çok sık | Cerrahi ve radyoterapide göz güvenliği |
| Kulak ve parotis bölgesi | Sık | Cerrahi sınırların belirlenmesi zor |
| Medial uyluk / kasık | Sık | Hareketle sürtünme, travma riski |
| Göğüs ve karın altı | Sık | Sinek teması, koşum takımı sürtünmesi |
| Dudaklar ve burun delikleri | Orta | Fonksiyonel bozukluk |
| Aksilla | Orta | Hareketle sürtünme |
| Yara bölgeleri | Sık | "Proud flesh" ile karışabilir |
| Perineal bölge | Orta | Hijyen ve fonksiyonel sorunlar |
"Sarkoidlere Dokunma" Kuralı
Equine sarkoid yönetiminde en önemli klinik prensiplerden biri, uygunsuz müdahalenin lezyonu daha agresif hale getireceği gerçeğidir. Bu ilke "If in doubt, don't cut it out" (şüphen varsa, kesme) şeklinde özetlenir.
Neden Uygunsuz Müdahale Tehlikelidir?
- Yetersiz cerrahi eksizyon (dar cerrahi sınırlar), tümörün daha agresif formda nüks etmesine yol açar
- Okkült veya verrüköz form, müdahale sonrası fibroblastik forma dönüşebilir
- İnkomplet biyopsi bile lezyonu uyarabilir
- Kanamayı durdurmak için yapılan koterizasyon, lezyonu uyarabilir
Doğru Yaklaşım
- Tedavi öncesi kesin tanı konulmalıdır (klinik değerlendirme, gerekirse biyopsi)
- Tedavi planı, lezyonun tipi, lokalizasyonu ve büyüklüğüne göre bireyselleştirilmelidir
- Geniş cerrahi sınırlarla eksizyonu yapılamayacak lezyonlarda cerrahi tek başına uygulanmamalıdır
- Multidisipliner yaklaşım (cerrahi + adjuvan tedavi) tercih edilmelidir
Tedavi Seçenekleri
1. BCG İmmünoterapi
Bacillus Calmette-Guerin (BCG), tüberküloz aşısından elde edilen mikobakteriyel bir immünostimülandır. Sarkoid lezyonuna intralezyonel enjeksiyon yapılır.
Etki mekanizması:
- Lokal immün yanıtı uyararak T hücre aracılı tümör yıkımını tetikler
- Th1 tipi immün yanıtı güçlendirir
Uygulama:
- 1 mL BCG lezyon içine enjekte edilir
- 2-4 hafta arayla 3-5 seans tekrarlanır
- En etkili olduğu tip: Periorbital nodüler ve fibroblastik sarkoidler
- Başarı oranı periorbital lezyonlarda %50-70
Yan etkiler:
- Enjeksiyon bölgesinde şiddetli inflamasyon ve şişlik
- Anafilaktik reaksiyon riski (nadir ama ciddi)
- Ateş yükselmesi
- Lezyonda geçici büyüme (tedavi yanıtı başlamadan önce)
Dikkat: BCG'nin uygulanması sonrası ciddi anafilaksi ve ölüm vakaları bildirilmiştir. Epinefrin hazır bulundurulmalıdır.
2. Cisplatin Tedavisi
Cisplatin, platin bazlı bir kemoterapötik ajandır. Sarkoid tedavisinde intralezyonel veya cisplatin emdirilmiş boncuklar (beadler) şeklinde kullanılır.
Cisplatin emdirilmiş boncuklar (biodegradable beads):
- Yavaş salınımlı cisplatin formülasyonu
- Cerrahi eksizyon sonrası tümör yatağına implante edilir
- 3-4 hafta boyunca yavaşça cisplatin salar
- Lokal nüks oranını önemli ölçüde azaltır
İntralezyonel cisplatin enjeksiyonu:
- Cisplatin susam yağında emülsiyon veya agaroz jel formunda
- Her 2 haftada bir enjeksiyon, 3-4 seans
- Küçük ve orta boy lezyonlarda etkili
Elektrokemoterapi (ECT):
- Cisplatin intralezyonel enjeksiyonunun ardından lezyona elektrik darbeleri uygulanması
- Elektroporasyon yoluyla cisplatinin hücre içine girişi artırılır
- Başarı oranı %90'ın üzerinde bildirilmiştir
- Özel ekipman gerektirir
3. Kriyoterapi (Dondurma Tedavisi)
- Ajan: Sıvı nitrojen (-196°C) veya nitröz oksit (-89°C)
- Teknik: Spray veya prob ile dondurma-çözme döngüsü (double freeze-thaw)
- Hücre yıkımı: -20°C ve altında hücre kristalizasyonu ve nekroz
- En uygun lezyonlar: Küçük (< 2 cm) okkült, verrüköz ve nodüler sarkoidler
- Seans: 2-4 hafta arayla 2-3 seans gerekebilir
- Avantaj: Göz çevresi gibi hassas bölgelerde kullanılabilir
- Dezavantaj: Büyük lezyonlarda yetersiz, tedavi sonrası depigmentasyon
4. Lazer Tedavisi
CO2 lazer:
- Yüksek hassasiyetle doku vaporizasyonu sağlar
- Cerrahi eksizyon ile kombine kullanılır
- Geniş sınırlarla eksizyon sonrası tümör yatağının lazer ile vaporizasyonu
- Minimal kanama (damarları koterizasyonla kapatır)
- Başarı oranı tek başına cerrahiden yüksektir
Diode lazer ve Nd:YAG lazer:
- Daha derin doku penetrasyonu
- Büyük lezyonlarda fotokoagülasyon
5. Radyoterapi
- Brakiterapi: Radyoaktif kaynakların (Ir-192, Au-198, Ce-137) doğrudan tümöre veya çevresine yerleştirilmesi
- En yüksek başarı oranlarından birine sahip tedavi yöntemidir (>%90)
- Özellikle periorbital sarkoidler için altın standart
- İnterstisyel brakiterapi: İridyum-192 tellerinin tümör yatağına implantasyonu
- Yüzeyel brakiterapi: Plak veya kalıp üzerine yerleştirilmiş radyoaktif kaynak
Dezavantajlar:
- Radyasyon güvenliği gereksinimleri (personel koruma, izolasyon)
- Sınırlı merkezlerde uygulanabilir
- Maliyet yüksek
- Uygulama sonrası izolasyon süresi gerekebilir
6. Cerrahi Eksizyon
- Tek başına cerrahi eksizyon ile nüks oranı %50-70 ile en yüksek düzeydedir
- Geniş cerrahi sınırlar (minimum 1-2 cm sağlam dokudan) gereklidir
- Histopatolojik olarak sınır temizliği değerlendirilmelidir
- Tek başına cerrahi önerilmez; adjuvan tedavi ile kombinasyonu şarttır
- En iyi sonuçlar: Cerrahi + cisplatin boncuk veya cerrahi + radyoterapi
7. Diğer Tedavi Seçenekleri
- Topikal imiquimod (%5 krem): İmmün modülatör; okkült ve verrüköz sarkoidlerde. Haftada 3 kez uygulama, 16-32 hafta.
- Topikal 5-fluorourasil (5-FU): Antimetabolit; küçük yüzeyel lezyonlarda. Günlük uygulama, 2-4 hafta.
- AW4-LUDES (Liverpool) aşısı: BPV proteinlerine karşı deneysel immünoterapi; umut vaad eden sonuçlar
- Ligasyon: Saplı sarkoidlerde tabanından bağlama ile iskemi oluşturma; küçük pedünküle lezyonlarda
Relaps Oranları ve Prognoz
Tedavi Yöntemine Göre Nüks Oranları
| Tedavi Yöntemi | Yaklaşık Nüks Oranı |
|---|---|
| Tek başına cerrahi eksizyon | %50-70 |
| Kriyoterapi (tek başına) | %20-40 |
| BCG immünoterapi | %30-50 |
| Cisplatin (intralezyonel) | %15-30 |
| Cisplatin boncuklar + cerrahi | %5-15 |
| Elektrokemoterapi (ECT) | %5-10 |
| Radyoterapi (brakiterapi) | %5-10 |
| CO2 lazer + cerrahi | %15-25 |
Prognozu Etkileyen Faktörler
Kötü prognostik faktörler:
- Malign (agresif) sarkoid tipi
- Büyük ve çok sayıda lezyon
- Periorbital yerleşim (tedavi zorluğu)
- Önceki yetersiz tedavi girişimi sonrası nüks
- Lezyon boyutunun hızla artması
- Derin doku invazyonu
İyi prognostik faktörler:
- Küçük ve tek lezyon
- Okkült veya verrüköz tip
- Tedaviye uygun lokalizasyon
- İlk tedavide geniş sınırlı eksizyon + adjuvan tedavi
- Genç hasta
Takip
- Tedavi sonrası minimum 1 yıl düzenli takip gereklidir
- Nüks genellikle ilk 6 ay içinde görülür; ancak 2-3 yıl sonra bile nüks bildirilmiştir
- Kontrol muayeneleri: Tedavi sonrası 1., 3., 6. ve 12. aylarda
- Yeni lezyonların erken tespiti ve tedavisi önemlidir
- Sarkoid öyküsü olan atlarda yara bölgeleri yakın takip edilmelidir
Önleme
- Sarkoid gelişimini kesin olarak önleyen bir yöntem yoktur
- Sinek kontrolü (BPV mekanik transmisyonunu azaltmak için)
- Yara bakımı ve enfeksiyon kontrolü
- Sarkoid lezyonlarına gereksiz travmadan kaçınma
- Genetik yatkınlığın bilinmesi (yetiştiricilik kararlarında göz önünde bulundurma)
